<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kamasutra Sex Technics On The Web</title>
	<atom:link href="http://www.kamasutraontheweb.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kamasutraontheweb.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Apr 2012 08:35:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.4</generator>
		<item>
		<title>‘Dila Hanım’</title>
		<link>http://www.kamasutraontheweb.com/dila-hanim</link>
		<comments>http://www.kamasutraontheweb.com/dila-hanim#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Apr 2012 08:35:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hanım’]]></category>
		<category><![CDATA[‘Dila]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Tuba ikizleri için Dila Hanım olmadı Ocak ayında ikizleri Maya ve Toprak’ı dünyaya getiren Tuba Büyüküstün, sinema versiyonunda Türkan Şoray’ın canlandırdığı ‘Dila Hanım’ rolü için teklif aldı Gold Film’in patronu Faruk Turgut, doğum sonrası fazla kilolarından hemen kurtulan Tuba Büyüküstün’e 1977 yılında Orhan Aksoy tarafından çekilen film versiyonunda Türkan Şoray’ın hayat verdiği ‘Dila Hanım’ rolünü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tuba ikizleri için Dila Hanım olmadı<br />
Ocak ayında ikizleri Maya ve Toprak’ı dünyaya getiren Tuba Büyüküstün, sinema versiyonunda Türkan Şoray’ın canlandırdığı ‘Dila Hanım’ rolü için teklif aldı</p>
<p><span id="more-172"></span> Gold Film’in patronu Faruk Turgut, doğum sonrası fazla kilolarından hemen kurtulan Tuba Büyüküstün’e 1977 yılında Orhan Aksoy tarafından çekilen film versiyonunda Türkan Şoray’ın hayat verdiği ‘Dila Hanım’ rolünü önerdi. Diziyi çok beğenen Büyüküstün için yapımcı Turgut pek çok imkânı da seferber etmeye hazır olduğunu söyledi.<br />
 Çekimlerinin Bodrum’da yapılması planlanan dizi için Turgut, Büyüküstün’ün ikizlerin rahat edeceği mekâna kadar her şeyi düşündüklerini iletti. Büyüküstün eşi Onur Saylak’ın da rol alacağı dizi için bir süre düşündü. Ancak daha sonra “Benim için önce ikizlerim, ardından iş” cevabını verdi. Büyüküstün’ün bu kararından sonra Faruk Turgut da dizi için yeni bir Dila Hanım arayışına girdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamasutraontheweb.com/dila-hanim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Önce yazıyı okur, sonra filme giderim</title>
		<link>http://www.kamasutraontheweb.com/once-yaziyi-okur-sonra-filme-giderim</link>
		<comments>http://www.kamasutraontheweb.com/once-yaziyi-okur-sonra-filme-giderim#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 07:17:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[filme]]></category>
		<category><![CDATA[giderim]]></category>
		<category><![CDATA[okur,]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[yazıyı]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[30 yıllık dostlar Sevin Okyay ve Murathan Mungan’la sinema muhabbeti - Önce yazıyı okur, sonra filme giderim- Filmi izlemeden tek satır okumam İstanbul Film Festivali’nin bu yılki açılış gecesini izleyenler çok yönlü bir yazarın diğerine, ama daha önemlisi, kendisinin de altını çizdiği gibi 30 yıllık dostuna onur ödülü verişine şahit oldu. Murathan Mungan ile ödülünü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>30 yıllık dostlar Sevin Okyay ve Murathan Mungan’la sinema muhabbeti<br />
- Önce yazıyı okur, sonra filme giderim- Filmi izlemeden tek satır okumam</p>
<p><span id="more-171"></span>İstanbul Film Festivali’nin bu yılki açılış gecesini izleyenler çok yönlü bir yazarın diğerine, ama daha önemlisi, kendisinin de altını çizdiği gibi 30 yıllık dostuna onur ödülü verişine şahit oldu.<br />
Murathan Mungan ile ödülünü takdim ettiği Sevin Okyay, bugün saat 16.00’da İKSV Salon’da festival izleyicileriyle buluşup söyleşecekler. Ama biz daha önce davranıp ikiliyi<br />
X Restaurant’da bir araya getirdik, dostluklarından girip ortak tutkuları sinemadan çıkan, bir dolu konuya değinen bir konuşmaya daldık. Çok neşeli, aralarında köklü bir sevgi bağı ve tereddütsüz bir güven olanların rahatlığı içinde, teklifsizce konuştukları bir sohbet oldu.</p>
<p><!--more--><br />
* Ne zaman tanıştınız siz?</p>
<p>Murathan Mungan: Ben daha önce bir şey söyleyeceğim: Şunu açtığın an aklıma bir şey geldi. Sevin benimle bir söyleşiye gelmiş ve kayıt cihazını yanlış çalıştırmıştı, bütün röportaj güme gitmişti.<br />
<!--more-->Sevin Okyay: Murathan, Şerif Gören, Archie Shepp ve Ken Loach. Dört kere başıma geldi bu. Soruya gelince, hiç hatırlamıyorum nasıl tanıştığımızı. Seni hep tanıyorum gibi geliyor.<br />
Murathan M.: Bu bir dostluk derinliği ölçüsüdür biliyor musun? Hep tanıyormuş gibi hissetmek&#8230;</p>
<p>* Çocukluğunuza baktığınızda sinema deyince aklınıza gelen ilk kareler neler?<br />
<!--more--><br />
Murathan M.: Benim için bir büyük Amerikan filmleri kareleridir; mesela “On Emir”, “Ben Hur”, “Saba Melikesi Belkıs”&#8230; Bir de ben Neriman Köksal’ı çok severdim. Yıllar sonra afişini buldum aldım; “Naylon Leyla”yı unutmam&#8230; Jeanne Moreau’nun “Mata Hari”sini hatırlıyorum sonra. Mardin’de hafta sonu erlere dört film birden gösterilirdi. Sinema Günleri’ne antrenmanlı gelmişim yani Mardin’de günde üç-dört film izleyerek. İki tane defter almıştım, biri mavi, biri kırmızı kaplı. Birine yerli filmlerin eleştirisini yapıp yıldız veriyorum, öbürüne yabancı filmlerin. Ve ilkokul sondayım.</p>
<p>* Bir yazıyı filmi gördükten sonra mı okumayı tercih edersiniz, görmeden mi?<br />
<!--more--><br />
Sevin O.: Ben görmeden okurum yıllardır. Onun için mesela tesadüfen hiç okumadan gittiğim bir film olursa gerçek bir sürpriz oluyor, dünya varmış diyorum.<br />
Murathan M.: Yıllardır, filmi görmeden hakkında tek satır okumuyorum. Filmle kurduğum ilişkinin saf, hakiki olmasını ve kendime sürpriz bırakmasını istiyorum.</p>
<p><!--more-->“Annemle haftada dört kere sinemaya giderdik”</p>
<p>* Peki sizin çocukluğunuzda sinemanın nasıl bir yeri vardı?</p>
<p><!--more-->Sevin O.: Ben tamamen annemin mirasını devralmış durumdayım. Bizi konserlere ve sinemaya götürürdü. Çocuk filmlerine taşınırdık hep saat 10’da. Yazın da tabii bahçe sineması diye bir şey vardı. Beşiktaş’taysak üç tane, Maltepe’deysek iki tane. Haftada dört kere filan gidiyorduk mutlaka.</p>
<p>* Sizde çok etki bırakan bir film hatırlıyor musunuz o yıllardan?</p>
<p><!--more-->Sevin O.: “Kilimanjaro’nun Karları”nı hatırlıyorum çünkü okumayı seven bir çocuk olarak kitabı okumuşum, gitmişim, bitmesine yarım saat kala ağlamaya başladım Gregory Peck ölecek diye. Ölmeyecekmiş meğer.<br />
Murathan M.: O dönem film seyretmek sadece sinemaya sanatıyla ilişki kurmak değildi, sosyal bir hadiseydi. Mekanın anlamlandırdığı bir ilişki vardı ve tabii o mekan sana hatıra bırakıyor. “Şimdi hangi alışveriş merkezinin sineması insana hangi anıyı bırakacak?” lafına gelip Emek ve benzeri sinemalara bağlayalım konuyu. Tabii bunlar dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir iktidarın dokunmayı aklından bile geçiremeyeceği yapılardır. Kültür hayatının bir parçasıdır, buna rant gözüyle bakılamaz, müşterisi az mı çok mu diye bakılamaz&#8230;<br />
Sevin O.: Başka kata alınamaz. Şimdi gözüm Atlas Sineması’nın üstünde. Nazar değecek, bir şey olacak diye ödüm patlıyor.</p>
<p><!--more-->“İngiliz olan her şeyi çok seviyorum, sineması dahil”</p>
<p>* Film Festivali’ni ilk yıldan beri takip ediyor musunuz?</p>
<p><!--more-->Sevin O.: 83’ten beri. 84’ü çok iyi hatırlıyorum ama. İlk Tarkovski’yi görmüştüm, “Nostalji”. Ondan sonra Rohmer, GianMaria Volonte filmleri vardı. Bir de Antonio Gades meselesi vardır. İlk defa gördük “Carmen”de ve “Kanlı Düğün”de. Ve ben karanlıkta görmem, yükseklik korkum vardır. Pangaltı’daki sinemadan çıktım, farkında olmadan karanlıkta geçitten yürüyüp aşağıya indim. Çünkü hâlâ filmi düşünüyordum.<br />
Murathan M.: Benim için kıymetli olan şeydir; “Veronica Voss’un Tutkusu”nu seyrettim ve “Kırk Oda” kitabımdaki “Tutkunun Veronica Voss’u”nu yazdım. Sonra mesela 12 seansına “Stalker”a gitmiştim Tarkovski’nin, ondan sonra iki filmim daha vardı. Fakat “Stalker”dan sonra ben bırak film seyretmeyi, buradan Arnavutköy’e kadar yürümüştüm. Bazı filmler kendinden sonrasına müsaade etmiyor, bu çok kıymetli bir şey.</p>
<p>* Özellikle düşkün olduğunuz ülke sinemaları var mı?<br />
<!--more--><br />
Murathan M.: İngiliz olan her şeyi çok seviyorum, sineması dahil.<br />
Sevin O.: Ben Fransız sinemasını da çok severim ama ben de aynen tamamen İngiliz hayranlığı içinde yüzdüğümü söyleyebilirim.<br />
Çek sinemasının baharını severim sonra. n<br />
<!--more--><br />
- Sinemadan beraber olmak istediğin adam kim?</p>
<p>- Döneme bağlı ama tabii ki James Dean<br />
<!--more-->- Bence Colin Farrell ya da Ryan Gosling</p>
<p>* Çok sevdiğiniz yönetmen ya da oyuncular kimlerdir?</p>
<p><!--more-->Sevin O.: Buna cevap verdiğimde olmayacak isimleri söylemiş olduğumu ama mesela John Cassavetes’i unutmuş olduğumu fark ediyorum.<br />
Murathan M.: Muhtemelen Sevin de ben de bir çırpıda isim sayamayız ama mesela bazı filmler ne olursa olsun oyuncusu için gidilir.<br />
Sevin O.: Dirk Bogarde mesela. Sonra sahiden bir büyüğüm, yakınım, arkadaşım ölmüş gibi, John Gielgud’a ne kadar üzüldüğümü hiç unutamam. Mesela Derek Jacobi, çok şükür hâlâ yaşıyor, Bruno Ganz, Gian Maria Volonte&#8230;<br />
Murathan M.: Farkında mısın hep erkek sayıyor?<br />
<!--more-->Sevin O.: Bir-iki kadın da var canım&#8230; Jeanne Moreau’yu severim, Annie Girardot’yu&#8230;<br />
Murathan M.: Peki Sevinciğim, Asu’nun görevini devralarak sana bir soru sorayım: Bütün bu sinema tarihi içerisinde beraber olmak istediğin adam kim olurdu?<br />
Sevin O.: Ama bu devre bağlı. Yine de James Dean tabii.</p>
<p><!--more-->* Sizin peki?</p>
<p>Murathan M.: Vallahi açıkçası Colin Farrell ya da Ryan Gosling. Ama tabii son dönemlerden.</p>
<p><!--more-->“Hiçbir jüri kararı herkesi mutlu etmez”</p>
<p>* Bu sene festivalde jüri başkanı olduğunuza göre şu tür tartışmalara hazır mısınız? Halkın beğeneceği bir filme mi ödül verilecek, yoksa sinema yazarlarının mı?</p>
<p><!--more-->Murathan M.: Kendi payıma bir tek şunun garantisini verebilirim: Bütün samimiyetim ve safiyetimle ilişki kuracağım filmlerle. Eleştirmen beğenmiş, halk beğenmiş değil, sadece inandığım, beğendiğim bir şey olacak. Zaten hiçbir jürinin kararı herkesi mutlu etmez.</p>
<p>* Özellikle SİYAD’ın kararları çok eleştiriliyor ya, kimsenin izlemediği filmlere ödül veriyorlar diye. Gerçekten bu kadar büyük bir uçurum var mı, siz ne diyorsunuz?</p>
<p><!--more-->Sevin O.: Valla tamamen misal olarak söyleyeyim, Recep İvedik beni hiçbir şekilde ilgilendirmiyor, görme arzusu da uyandırmıyor ilkini görmüş biri olarak. Onların da amacı zaten başka ve amacına da hizmet ediyor, o zaman başarılı, Allah bağışlasın başarısını. Bu saçma mukayese daha çok sinema yazarı olmayan köşe yazarlarından çıkıyor ki bu da saçma bir şey. ‘Sanat filmi’, ‘festival filmi’ denen filmler aslında iyi filmler ve biz bunları bu yüzden seviyoruz. Ama ben ticari filmin iyisini de severim. Sinema zaten çift kulvarlı bir şey. Hem eğlence hem de daima sanat olmuş. Tercih yani; ben seninkine karışmıyorum, sen de benimkine karışma.</p>
<p>“Oyunu bu yıl sonuna yetiştiriyorum”</p>
<p><!--more-->* Bunca yıldır bu işin içindesiniz. Kendi filminizi çekmeyi ya da bir ucundan bir filme bulaşmayı düşünmediniz mi hiç?</p>
<p>Sevin O.: Benim hiç olmadı diyeyim, hemen sözü Murathan’a devredeyim. Senaryo yazsam iyi olurdu aslında ama girişimim olmadı.<br />
Murathan M.: Benim tiyatro ve sinema maceram şanssızlıklara uğradı. “Mahmud ile Yezida”nın kastı bile yapılmıştı, 12 Eylül oldu. İstanbul’a geldim, Türk sinemasının parodisini yapan ilk skeçleri TRT’de Tuncer Baytok çekti,<br />
<!--more-->ben yazdım. Onun üzerine 1980’li yıllarda Ertem Eğilmez’le bu minvalde bir filme başladık. Fakat ben kısa bir süre sonra Ertem abinin isteklerini karşılayamayacağımı, onun taleplerinin de beni ikna etmeyeceğini düşünerek “Arabesk” filminin senaryosunu bıraktım.<br />
Ama bu sene tiyatroya dönüyorum. Bir ilk bilgi vermiş olalım, “Mutfak” oyununu bitirmeyi düşünüyorum yıl sonuna.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamasutraontheweb.com/once-yaziyi-okur-sonra-filme-giderim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2. kez düşük yapma oranı %15&#8217;e çıkıyor.</title>
		<link>http://www.kamasutraontheweb.com/2-kez-dusuk-yapma-orani-15e-cikiyor</link>
		<comments>http://www.kamasutraontheweb.com/2-kez-dusuk-yapma-orani-15e-cikiyor#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Apr 2012 09:51:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[çıkıyor.]]></category>
		<category><![CDATA[oranı]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<category><![CDATA[yapma]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Tekrarlayan düşükleri önlemek mümkün mü? Bir kez gebelik kaybı yaşayan kadının 2. kez düşük yapma oranı %15&#8217;e çıkıyor. Peki tekrarlayan gebelik kaybı önlenebilir mi? Çocuk sahibi olmaya çalışan milyonlarca çift için müjdeli haber –hamilesiniz-den sonra alınan kötü haber –bebeğiniz düştü-açıklamasıdır. Çiftleri daha da derinden üzen, umutlarını kıran ise tekrarlayan düşük olayıdır. Bahçeci Sağlık Grubu Fulya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tekrarlayan düşükleri önlemek mümkün mü?</p>
<p>Bir kez gebelik kaybı yaşayan kadının 2. kez düşük yapma oranı %15&rsquo;e çıkıyor. Peki tekrarlayan gebelik kaybı önlenebilir mi?</p>
<p><span id="more-170"></span><br />
 Çocuk sahibi olmaya çalışan milyonlarca çift için müjdeli haber –hamilesiniz-den sonra alınan kötü haber –bebeğiniz düştü-açıklamasıdır. Çiftleri daha da derinden üzen, umutlarını kıran ise tekrarlayan düşük olayıdır. Bahçeci Sağlık Grubu Fulya Tüp Merkezi Kadın Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ümit Göktolga 20. gebelik haftasından önce ve 500 gr. ağırlığın altında 3 veya daha fazla gebelik kaybının “Tekrarlayan Gebelik Kaybı” olarak tanımlanabileceğini belirterek şunları söyledi: “ Maalesef günümüzde tekrarlayan gebelik oranlarında bir artış yaşanıyor. Buna etken birçok faktör olabilir ama ilk sırada geç yaşta anne-baba olmak sayılabilir. </p>
<p> Çiftlerde kadınların 35 yaş ve üstü, erkeklerin 40 yaş ve üstü olduklarında düşük riski artıyor. Burada en önemli risk genetik bozukluklar olarak karşımıza çıkıyor. Bir kez gebelik kaybı yaşayan kadının 2. kez düşük yapma oranı %15, 2 kez düşük yapanın 3. kez düşük yapma oranı %25, 3 kez düşük yapanın 4. kez düşük yapma oranı ise %30-45’e çıkmaktadır. Dolayısıyla peş peşe yaşanan her gebelik kaybı bir sonraki gebeliğin kaybedilme oranını da artırmaktadır. Tekrarlayan gebelik kayıpları genetik, bağışıklık sistemi, endokrinolojik, hematolojik, enfeksiyonlar, çevresel faktörler ile rahim yapısı bozukluklarına bağlı olarak ortaya çıkabilir.”<br />
<!--more--><br />
Kan Testi ‘Rehber’ midir?</p>
<p> Tekrarlayan gebelik kayıpların nedeninin bulunması için; hasta öyküsünün detaylı bir şekilde bilinmesi ve iyi bir muayene gerekir. Kan testinin de rehber olabileceğini belirten Doç. Dr. Ümit Gökdalga “Burada nedene ulaşmak için bütüncül bir tedavi süreci gerekir. Yani hormon tahlilleri, şeker, pıhtılaşma testleri, enfeksiyon nedenini araştırmaya yönelik testler, anne ve babanın kromozom tetkiki, bağışıklık sistemine yönelik immünolojik testlerin sonuçları derlenip toparlandıktan sonra ancak yorum yapılabilir. Sadece kan tahlili ile nedenin belirlenme oranı ancak %10 olabilir. Rahim yapısı bozukluğu ve çevresel faktörler tekrarlayan gebelik kayıplarında önemli faktörlerdir. Tedavi ve bir sonraki gebeliğin takip planı elde edilen bulgular göre yapılmaktadır.” dedi.<br />
<!--more--><br />
Tedavi Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar</p>
<p> Tekrarlayan gebelik kayıplarında düzeltilebilecek nedenlere yönelik güncel tıbbi uygulamalar, uygun tedavi şekliyle çiftleri mutlu sona ulaştırabilir. Doç. Dr. Ümit Gökdalga çiftlere şu önerilerde bulunuyor: “ Tedaviye tekrar başlamadan önce çiftlerin çok iyi araştırma yapması gerekir. Deneyim, donanım ve teknik açıdan dünyadaki gelişmeleri takip eden, uygulayan merkezler tercih edilmelidir. Tekrarlayan gebelik kayıplarında takiple başarılı gebelik ve canlı doğum yapma oranı % 60-70 arasında değişebilir. Ayrıca stres, kafein ve sigaradan uzak bir yaşam, sağlıklı beslenme şarttır. Obezite varsa diyetle kilonun uygun seviyeye gelmesi sağlanmalıdır.”<br />
<!--more--><br />
Tüp Bebek Tedavisi Ne Zaman Başvurulur?</p>
<p><!--more--> Doç. Dr. Ümit Gökdalga tüp bebek tedavisine başvurulması gereken durumları şöyle özetledi: “Düşük materyalinden ya da anne ve babadan yapılan genetik araştırmalarda ailesel geçişli ya da tekrarlayıcı özellikte bir genetik problem tespit edilirse, sağlam embriyoları seçmek (PGD- Preimplantasyon Genetik Tanı) ve onları transfer etmek amacıyla tüp bebek tedavisi uygulanabilir.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamasutraontheweb.com/2-kez-dusuk-yapma-orani-15e-cikiyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SIK BADEMCİK İLTİHABININ YARATTIĞI TEHLİKE</title>
		<link>http://www.kamasutraontheweb.com/sik-bademcik-iltihabinin-yarattigi-tehlike</link>
		<comments>http://www.kamasutraontheweb.com/sik-bademcik-iltihabinin-yarattigi-tehlike#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 11:29:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BADEMCİK]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[İLTİHABININ]]></category>
		<category><![CDATA[YARATTIĞI]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Çocukta işitme kaybı nedeni Kronik tonsillit ve geniz eti tedavi edilmediğinde; romatizmal hastalıklara, işitme kayıplarına, böbrek yetmezliğine ve ciddi kalp hastalıklarına neden olabiliyor Bademcik ve geniz eti ameliyatları özellikle çocukluk çağında en sık yapılan operasyonlar arasında bulunuyor. Tıptaki gelişmelere paralel olarak bu ameliyatların tekniğinde de gelişmeler yaşanıyor. Özellikle lazer tekniklerinin, bademcik ve geniz eti ameliyatlarına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukta işitme kaybı nedeni</p>
<p>Kronik tonsillit ve geniz eti tedavi edilmediğinde; romatizmal hastalıklara, işitme kayıplarına, böbrek yetmezliğine ve ciddi kalp hastalıklarına neden olabiliyor</p>
<p><span id="more-169"></span><br />
 Bademcik ve geniz eti ameliyatları özellikle çocukluk çağında en sık yapılan operasyonlar arasında bulunuyor. Tıptaki gelişmelere paralel olarak bu ameliyatların tekniğinde de gelişmeler yaşanıyor. Özellikle lazer tekniklerinin, bademcik ve geniz eti ameliyatlarına yeni bir açılım sağladığını belirten KBB Uzmanı Op. Dr. Orhan Altıntaş, “Bademcik ve geniz eti ameliyatlarında, lazer tekniğinin devreye girmesi, radyo frekans, kobülasyon ve termal welding denilen yöntemlerin kullanılması birçok avantaj sağladı” diyor.</p>
<p> Bu ameliyatların genel anestezi altında yapılması gerektiğini hatırlatan Altıntaş, yeni yöntemlerde kanama riskinin minimuma indiğini söylüyor:<br />
<!--more--><br />
 “Daha önceleri lokal anestezi uygulanarak da yapılabilen bu ameliyatlar genel anestezideki gelişmeler, ameliyathane imkanlarının artması, yeni teknolojilerin kullanılması ile genel anesteziyi rutin hale getirdi. Bademcik ameliyatlarının büyük çoğunluğu halk arasında lazer olarak adlandırılan termal welding sistemiyle yapılıyor. Bademcik dokusunu normal bıçakla ya da makasla kesmek yerine yeni cihazları kullanarak, alınacak dokuyu kanatmadan kesmek veya çıkartmak mümkün oluyor. Yöntemin en önemli avantajı ise kanama olmaması ve bademciğin tamamen alınmayacağı durumlarda bir kısmını çıkartmaya olanak sağlamasıdır.”</p>
<p> Geniz eti ameliyatında da benzer metotların uygulandığını vurgulayan Altıntaş, “Kobulasyon ya da radyo frekans kullanılabilir. Fakat bademcik ameliyatlarındaki kadar fazla bir üstünlüğü yoktur. Şimdilik geniz eti ameliyatında klasik yöntem uygulanarak da aynı sonuçlar alınmaktadır” diyor.<br />
<!--more--><br />
İLAÇ TEDAVİSİNE CEVAP VERMİYORSA ALINMALI</p>
<p> Op. Dr. Altıntaş’a göre büyüyen geniz eti; burun solunumunu azaltıyor, gece yeteri kadar oksijen alınımını engelliyor ve kulaklarda sıvı birikimi yaparak işitmeyi bozabiliyor:<br />
<!--more--><br />
 “Geniz eti özellikle 1,5-2 yaşında büyümeye başlar ve birçok çocukta vardır, fakat bazılarında çok büyür. Burnun tıkanmasına, iyi nefes alamamaya, geniz akıntısına ve sık nezle-grip gibi burundan kaynaklanan enfeksiyonlara neden olabilir. Bunların yanında kulakta sıvı birikmesi de görülebilir. Kulakta sıvı birikmesi uzun dönemde; işitme kaybı, zarda çökme ve yapışmalara neden olur. İşitme azalır. Çocuklarda bu tür problemler varsa ve ilaç tedavilerine cevap vermiyorsa mutlaka geniz eti alınmalıdır.”</p>
<p>SIK BADEMCİK İLTİHABININ YARATTIĞI TEHLİKE<br />
<!--more--><br />
 Bademciklerde oluşabilecek en önemli sorun, bademciğin kronik enfeksiyon odağı haline gelmesi. Mikroplar bademciklere yerleşip kronikleşerek ilaçla tümüyle ortadan kaldırılamaz hale geldiğinde vücuda zarar vermeye başlıyor. Kalpte, eklemlerde ve böbreklerde romatizmal hastalıklara (kalp kapakçık hastalığı, romatoid artrit, nefrit vb.) neden olabiliyor. Uzmanlara gore, bademcikler normal görevini yapamıyor, mikroplara karşı koruyucu sistemi harekete geçiremiyorsa ve mikropları içinde barındırır hale gelmişse mutlaka alınmalı.</p>
<p> Oluşabilecek diğer sorun ise bademciklerin aşırı büyük olması. Dr. Altıntaş, “Sıklıkla geniz etiyle birlikte büyür. Bazen bademcikler ve geniz etleri o kadar büyüktür ki yutmaya, nefes almaya, gece nefes alınmasına engel olabilir. Uyku ve iştah aşırı etkilenir. Baş ve boyunda ciddi gece terlemeleri olabilir. Uzun dönemde çocuğun çene, diş ve yüz yapısını bozar. Eğrilikler ve ağız kapanma sorunları oluşur. Bu durumda da ameliyat şarttır” diye konuşuyor.<br />
<!--more--><br />
3 YAŞINDAN ÖNCE DE AMELIYAT YAPILABİLİR</p>
<p> Bademcik ve geniz eti ameliyatlarında yaş sınırı olmadığını belirten Altıntaş, bademciklerin 3 yaşına kadar görev yaptıklarını söylüyor ve ekliyor: “3 yaşından sonra görevleri giderek azalır, ergenlik döneminde tümüyle ortadan kalkar. Geniz etinin bilinen çok belirgin bir görevi yoktur. Kimi çocuklarda daha 3 yaşına gelmeden de ciddi sorunlar oluşabilir. Bu durumda 3 yaşını beklemeden de bademcik ve geniz eti ameliyatı yapılabilir.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamasutraontheweb.com/sik-bademcik-iltihabinin-yarattigi-tehlike/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşasın Tiyatro</title>
		<link>http://www.kamasutraontheweb.com/yasasin-tiyatro</link>
		<comments>http://www.kamasutraontheweb.com/yasasin-tiyatro#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 10:56:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşasın]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Yaşasın Dikili, Yaşasın Tiyatro Dikili Belediyesi Kültür ve Sosyal işler Müdürlüğü Dünya Tiyatrolar Haftası nedeniyle bir program hazırladı. En Güzel Okuma Bayramı ve Karne Hediyesi! 21 Mart Çarşamba Günboyu &#34;Dünya Çocuk Tiyatrolar Günü&#34; Güleryüz Sahnesi; &#34;Nasrettin Hoca Gide, Gide&#34; Yer: Kültürevi 25 Mart Pazar Saat: 14.00 &#34;Aziz Oyunlar&#34; (Ortak Proje) Genel Sanat Yönetmeni: Turgay Tanülkü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşasın Dikili, Yaşasın Tiyatro<br />
Dikili Belediyesi Kültür ve Sosyal işler Müdürlüğü Dünya Tiyatrolar Haftası nedeniyle bir program hazırladı.</p>
<p>En Güzel Okuma Bayramı ve Karne Hediyesi!<br />
<span id="more-168"></span><br />
 21 Mart Çarşamba<br />
Günboyu </p>
<p><!--more-->&quot;Dünya Çocuk Tiyatrolar Günü&quot;<br />
Güleryüz Sahnesi; &quot;Nasrettin Hoca Gide, Gide&quot;<br />
Yer: Kültürevi </p>
<p><!--more-->25 Mart Pazar<br />
Saat: 14.00 </p>
<p>&quot;Aziz Oyunlar&quot; (Ortak Proje)<br />
<!--more-->Genel Sanat Yönetmeni: Turgay Tanülkü<br />
Dramaturji: Haluk Işık<br />
Türkiye Tiyatrolar Birliği<br />
Aliağa Belediye Tiyatrosu<br />
<!--more-->Dikili Belediye Tiyatrosu<br />
İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi Farklı Bir Ses Kadın Tiyatrosu<br />
İzmir Sanat Kulesi<br />
İzmir Yenikapı Tiyatrosu<br />
<!--more-->Karşıyaka Düş Oyuncuları<br />
Menemen Belediye Tiyatrosu<br />
Narlıdere Umut Tiyatrosu<br />
Tiyatro Çeşme<br />
<!--more-->Toprak Sahne<br />
Urla Belediyesi Kent Tiyatrosu<br />
Yeryüzü Sahnesi<br />
Yer: Atatürk Meydanı<br />
<!--more--><br />
27 Mart Salı<br />
Saat: 20.00 </p>
<p><!--more-->&quot;Dikili Belediye Tiyatrosu 1 yaşında&quot;<br />
6 – 9 Yaş Grubu Oyun; &rsquo;En güçlü kim&rsquo;<br />
10 – 14 Yaş Grubu Oyun; &rsquo;Kukla&rsquo;<br />
Yetişkin Grup Oyun; &rsquo;Hüznün Coşkusu&rsquo;<br />
<!--more-->Yer: Kültürevi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamasutraontheweb.com/yasasin-tiyatro/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Makyajsız</title>
		<link>http://www.kamasutraontheweb.com/makyajsiz</link>
		<comments>http://www.kamasutraontheweb.com/makyajsiz#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Mar 2012 10:26:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makyajsız]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Makyajsız Hatice Oyuncu Hatice Şendil, sevgilisi Burak Sağyaşar ile Arnavutköy&#8217;de romantik bir yemek yedi. Oyuncu Hatice Şendil, sevgilisi Burak Sağyaşar ile Arnavutköy&#8217;de romantik bir yemek yedi. Makyajsız halde görüntülenen Şendil rahatsız oldu, soruları yanıtlamadan kaçtı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Makyajsız Hatice<br />
Oyuncu Hatice Şendil, sevgilisi Burak Sağyaşar ile Arnavutköy&rsquo;de romantik bir yemek yedi.</p>
<p><span id="more-167"></span><br />
 Oyuncu Hatice Şendil, sevgilisi Burak Sağyaşar ile Arnavutköy&rsquo;de romantik bir yemek yedi. Makyajsız halde görüntülenen Şendil rahatsız oldu, soruları yanıtlamadan kaçtı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamasutraontheweb.com/makyajsiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&quot;Isuzu Novo&quot;</title>
		<link>http://www.kamasutraontheweb.com/isuzu-novo</link>
		<comments>http://www.kamasutraontheweb.com/isuzu-novo#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Mar 2012 10:44:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA["Isuzu]]></category>
		<category><![CDATA[Novo"]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Yılın otobüsü &#34;Isuzu Novo&#34; seçildi İhracatta lider firma Anadolu Isuzu&#8217;nun Novo serisi Otobüsleri, Bosna Hersek&#8217;te &#34;Yılın Otobüsü&#34; seçildi. Bosna Hersek’te düzenlenen yılın en iyi aracı yarışmasında; Isuzu NOVO ekonomik verimliliği, çevre dostu olması, kullanım ve konfor üstünlüğünün yanı sıra güvenilir olma özellikleriyle “Best Bus of the Year” (2012 Yılının En İyi Otobüsü) ödülünün sahibi oldu. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yılın otobüsü &quot;Isuzu Novo&quot; seçildi<br />
İhracatta lider firma Anadolu Isuzu&rsquo;nun Novo serisi Otobüsleri, Bosna Hersek&rsquo;te &quot;Yılın Otobüsü&quot; seçildi.</p>
<p><span id="more-166"></span>Bosna Hersek’te düzenlenen yılın en iyi aracı yarışmasında; Isuzu NOVO ekonomik verimliliği, çevre dostu olması, kullanım ve konfor üstünlüğünün yanı sıra güvenilir olma özellikleriyle “Best Bus of the Year” (2012 Yılının En İyi Otobüsü) ödülünün sahibi oldu.</p>
<p>Auto Medya Grubu’nun bu yıl 13.’sünü düzenlediği organizasyonda ödüller, UNITI Business Center’da yapılan törenle sahiplerine verildi.</p>
<p><!--more-->Ödülü büyük bir gurur ve mutlulukla aldığını ifade eden Anadolu Isuzu Distribütörü  Sejari d.o.o’nun Genel Müdürü Hasan Sarajlija “Ülkemizde Isuzu’nun üstünlüğü ve performansı kanıtlanmış oldu.” dedi.</p>
<p>Üstün özellikleriyle bu ünvana layık görülen Isuzu Novo otobüsler “En” lakabını hak ettiğini bir kez daha ispatladı. Gebze – Şekerpınar’da üretilip ihraç edilen Isuzu Otobüsler Avrupa’nın en çok tercih ettiği Türk Markası.</p>
<p><!--more-->Son 7 yıldır Türkiye’de Küçük Otobüs İhracat Liderliğini sürdüren Anadolu Isuzu, kuruluşundan bu güne 50’den fazla ülkeye toplam 11 bin Küçük Otobüs ihraç etti. Sadece Türkiye Pazarı için değil aynı zamanda Avrupa Pazarı için de tasarlanan Isuzu Otobüsler 26 ülkeyi kapsayan 16 Distributör Ağı ve 100’ü aşkın Yurtdışı  Servis Noktası ile dünya standartlarında hizmet vermeye devam ediyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamasutraontheweb.com/isuzu-novo/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rujlara dikkat</title>
		<link>http://www.kamasutraontheweb.com/rujlara-dikkat</link>
		<comments>http://www.kamasutraontheweb.com/rujlara-dikkat#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Mar 2012 08:26:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rujlara]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Rujlarda büyük tehlike Amerika Gıda ve İlaç Dairesi, 400 ruj markası üzerinde yaptığı incelemelerde tüm ürünlerde ciddi sağlık sorunlarına yol açan kurşun buldu. Kurşun düzeyinin çok düşük olması nedeniyle ruj kullanmanın zararlı olmadığı açıklanırken, bazı uzmanlar yine de bunun tehlikeli olduğunu bildirdi. Amerika Gıda ve İlaç Dairesi, sağlık ve tüketim gruplarından gelen istek üzerine 400 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rujlarda büyük tehlike</p>
<p>Amerika Gıda ve İlaç Dairesi, 400 ruj markası üzerinde yaptığı incelemelerde tüm ürünlerde ciddi sağlık sorunlarına yol açan kurşun buldu.<br />
<span id="more-165"></span></p>
<p>Kurşun düzeyinin çok düşük olması nedeniyle ruj kullanmanın zararlı olmadığı açıklanırken, bazı uzmanlar yine de bunun tehlikeli olduğunu bildirdi.</p>
<p><!--more--><br />
Amerika Gıda ve İlaç Dairesi, sağlık ve tüketim gruplarından gelen istek üzerine 400 kadar ruj markasını incelerken bunlarda çok az miktarda kurşun bulunduğunu, bu nedenle tehdit oluşturmadığını açıkladı. Amerika’nın Sesi Radyosu, kozmetik ürünlerin yılda 50 milyar dolarlık bir Pazar oluşturduğuna dikkat çekerken, 600’ü aşkın firmayı temsil eden Kişisel Bakım Ürünleri Konseyi Bilimsel Araştırmalar Direktörü Halyna Breslawec’ın, &quot;Rujlar sağlığa zararlı değil. Tüketiciler rujların tehlikeli olduğundan kaygı duymamalı&quot; dediğini aktardı. </p>
<p><!--more-->Kurşunun, yıllarca benzin, boya ve daha birçok üründe kullanıldığı, kadın ve özellikle çocuk sağlığına olumsuz etkileri nedeniyle kullanımının önemli ölçüde yasaklandığı vurgulandı. Rujlardaki kurşunun doğal pigmentlerden geldiği, Amerika Gıda ve İlaç Dairesi’nin bu tür kurşun için sınır belirlemediği ifade edildi. Kişisel Bakım Ürünleri Konseyi Bilimsel Araştırmalar Direktörü Halyna Breslawec, hamile kadınların ruj kullanmaya devam edip- etmemesine ilişkin soru üzerine, &quot;Bu kişisel bir tercih. Ama size şunu söyleyebilirim, sağlığı tehdit etmeyecek kurşun miktarının belirlenmesine ilişkin tüm testler hamile ve emzikli kadınlar dikkate alınarak yapılıyor&quot; dedi.</p>
<p>Çevre Çalışma Grubu Direktörü Jason Rano, Internet’te veri tabanı oluşturduklarını, bu siteye girenlerin kullandıkları kişisel bakım ürünlerinin sağlıklı olup-olmadığını görebileceklerini belirterek, &quot;Veri tabanında 69 bin ürün var. Bunlardan 1500 kadarı da farklı ruj marka ve türleri&quot; dedi. Çevre Çalışma Grubu, ABD Kongresi’ne kozmetik ürünlerdeki zararlı kimyasalların tamamen yasaklaması için baskı yapacaklarını bildirdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamasutraontheweb.com/rujlara-dikkat/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>diyetler böbreklerde taş oluşumunu kolaylaştırıyor</title>
		<link>http://www.kamasutraontheweb.com/diyetler-bobreklerde-tas-olusumunu-kolaylastiriyor</link>
		<comments>http://www.kamasutraontheweb.com/diyetler-bobreklerde-tas-olusumunu-kolaylastiriyor#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2012 10:21:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[böbreklerde]]></category>
		<category><![CDATA[diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylaştırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[oluşumunu]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Fazla protein böbrek taşı yapıyor Kilo vermek için uygulanan hayvansal proteinden zengin, karbonhidratdan düşük diyetler böbreklerde taş oluşumunu kolaylaştırıyor Toplumlar arasında farklılık göstermekle birlikte genellikle her 10 kişiden biri, yaşamı boyunca en az 1 kez böbrek taşıyla ilgili bir sorun yaşıyor. Çok değişik sayıda, büyüklükte ve yapıda olan böbrek taşları idrar akışına engel olmuyorlarsa ağrıya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fazla protein böbrek taşı yapıyor</p>
<p>Kilo vermek için uygulanan hayvansal proteinden zengin, karbonhidratdan düşük diyetler böbreklerde taş oluşumunu kolaylaştırıyor</p>
<p><span id="more-164"></span> Toplumlar arasında farklılık göstermekle birlikte genellikle her 10 kişiden biri, yaşamı boyunca en az 1 kez böbrek taşıyla ilgili bir sorun yaşıyor. Çok değişik sayıda, büyüklükte ve yapıda olan böbrek taşları idrar akışına engel olmuyorlarsa ağrıya yol açmıyor. Ancak özellikle aniden oluşmuş ve idrar yollarını tümüyle tıkayan böbrek taşları ‘doğum sancısından’ bile kötü olarak tarif edilen şiddetli ağrılara neden olabiliyor. </p>
<p> Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Zeren, böbrek taşlarının oluşumunda genetik etkenler, yetersiz sıvı tüketimi ve kullanılan bazı ilaçlar gibi pek çok etkenler rol oynasa da, bazı besinlerin aşırı tüketilmesinin de ayrı bir önem taşıdığına dikkat çekerek, “Örneğin kilo vermek için uygulanan yüksek proteinli, düşük karbonhidratlı diyetlerde alınan yüksek hayvansal proteinler taş oluşumunu kolaylaştırıyor. Çünkü idrarda kalsiyum, oksalat ve ürat atılımı artıyor ve idrardaki koruyucu madde sitrat azalıyor. Dolayısıyla özellikle bünyesi böbrek taşı oluşumuna yatkın olan kişilerin beslenme tarzlarına ayrı bir önem vermeleri gerekiyor” diyor.</p>
<p><!--more-->DOĞRU BESLENİN, BÖBREK TAŞINI ÖNLEYİN</p>
<p> Beslenme alışkanlıklarına dikkat edildiği takdirde böbrek taşlarının oluşma veya mevcut taşların büyüme riskleri azaltılabiliyor. Böbrek taşlarının yapısında bulunan kalsiyum, oksalat, ürat ve sistin gibi maddelerin bir kısmı vücut içinde üretilirken, bir kısmı da beslenme yoluyla alınıyor. Bu maddeler fazla miktarlarda alındıklarında idrarla atılırken idrar yollarında kristaller halinde çökebiliyor. Alınan sıvının yetersiz olması ve bunun sonucunda idrarın daha yoğun hale gelmesi de bu çökme olayını kolaylaştırıyor. Dolayısıyla bünyesi böbreklerde taş oluşumuna uygun olan kişilerin bu maddeleri içeren besinleri tüketirken dikkatli olmaları gerekiyor. Ayrıca idrar yollarında taşların çökmesine engel olan sitrat gibi maddelerden zengin besinlerin ise tam aksine tüketiminin arttırılması da böbrek taşlarının oluşum riskini büyük oranda azaltıyor.</p>
<p><!--more-->NELER YEMELİ, NELERDEN KAÇINMALI? </p>
<p> Kalsiyum, oksalat, ürat, sistin… Böbrek taşları birçok farklı maddeden oluşabiliyor. Dolayısıyla böbrek taşlarının oluşumunun önlenmesinde etkili olabilecek besinleri tüketmek için öncelikle vücutta oluşan taşın türünü bilmek gerekiyor. Üroloji uzmanı Prof. Dr. Sinan Zeren, taşların özelliklerine göre beslenme alışkanlığında dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıralıyor:</p>
<p><!--more--> • Protein tüketiminde aşırıya kaçmayın: Kırmızı et, sakatat, tavuk ve deniz ürünleri gibi hayvansal proteinlerin fazla tüketilmesi böbrek taşı oluşumunu tetikliyor. Bu tür hayvansal proteinleri fazla tüketenlerin idrarlarında kalsiyum, oksalat ve ürat gibi maddelerin miktarı artarken taş oluşumu için koruyucu bir madde olan sitratın miktarı azalıyor. Bu nedenle kilo vermek için yapılan yüksek proteinli, düşük karbonhidratlı diyetler taş oluşumunu kolaylaştırıyor.</p>
<p> • Kalsiyumu kısıtlamanıza gerek yok: Taşların büyük kısmı kalsiyum içeriyor olsa da diyetteki kalsiyum alımının kısıtlanması oksalatın bağırsaklardan daha fazla emilimine yol açarak taş oluşum riskini artıyor. Bu nedenle yemekler sırasında süt, peynir ve yoğurt gibi kalsiyumdan zengin besinlerin makul miktarlarda tüketimi riski arttırmadığı gibi beraberinde oksalattan zengin besinler de yeniyorsa riski azaltıyor.</p>
<p><!--more--> • Oksalattan zengin besinleri ölçülü tüketin: Taşların büyük bir çoğunluğu aynı zamanda oksalat içeriyor. Ispanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, bamya, çilek, domates, armut, kuruyemiş, çay, kahve ve çikolata gibi birçok yiyeceğin içinde bol miktarda bulunan oksalat maddesi ayrıca vücut içinde de üretiliyor. İdrarla atılan oksalatın yüzde 10-15&rsquo;den daha azı diyetle alınan oksalat olduğu için bu konuda katı bir diyet yapmaya gerek yok. Ancak bu tür yiyeceklerin makul miktarlarda tüketilmesinde fayda var.</p>
<p> • Tuzluğu sofradan kaldırın: Fazla tuzlu beslenenlerde de idrarla kalsiyum atılımı artıyor. Kalsiyum idrarla atılırken idrar yollarında çöküp böbrek taşlarına neden olabiliyor. Bu nedenle vücudunuz taş oluşumuna yatkınsa tuz tüketimini mutlaka azaltmanız, aşırı tuzlu besinlerden kaçınmanız, yemeklerin içinde bulunan makul orandaki tuzla yetinmeniz gerekiyor. Özet olarak, günlük tuz alımınız 2.5 gramı, yani yaklaşık yarım çay kaşığını geçmesin.</p>
<p><!--more--> • Limon ve portakal suyu için: Özellikle idrardaki sitrat maddesi taş oluşumuna karşı koruyucu etkiye sahip bir madde. Limon ve portakal suları sitrattan zengin içecekler oldukları için bu içecekleri düzenli olarak tüketmenizde yarar var.</p>
<p>BOL BOL SU İÇİN </p>
<p><!--more--> Alınan sıvının yetersiz olması idrarın daha yoğun hale gelmesine, bunun sonucunda da kristallerin idrar yollarında çökmesine yol açabiliyor. Bu nedenle böbrek taşlarının oluşumuna engel olabilmek için öncelikle bol su içme alışkanlığı edinmelisiniz. Bunun için de idrar miktarının 1,5-2 litreyi bulmasına ve idrar renginizin su gibi olmasına yetecek kadar su tüketin. Bol su içmek aynı zamanda taşların düşürülmeye çalışıldığı süreçte büyük önem taşıyor. Ne kadar çok su içer ve idrar üretirseniz taşın düşürülmesine o kadar çok katkı sağlarsınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamasutraontheweb.com/diyetler-bobreklerde-tas-olusumunu-kolaylastiriyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pirinçteki arsenik özellikle anne karnındaki bebek için risk oluşturuyor</title>
		<link>http://www.kamasutraontheweb.com/pirincteki-arsenik-ozellikle-anne-karnindaki-bebek-icin-risk-olusturuyor</link>
		<comments>http://www.kamasutraontheweb.com/pirincteki-arsenik-ozellikle-anne-karnindaki-bebek-icin-risk-olusturuyor#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Mar 2012 06:06:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[misiniz?]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Pirinçte arsenik tehlikesi Amerikalı bilim adamları hamile kadınların idrarındaki arsenik oranını inceledi ve uyardı: Pirinçteki arsenik özellikle anne karnındaki bebek için risk oluşturuyor ABD&#8217;nin Hanover kentindeki Dartmouth tıp fakültesi bilim adamları, Diane Gilbert Diamond başkanlığında yaptığı ve sonuçları Amerikan Bilim Akademisinin dergisi PNAS&#8217;ta yayımlanan araştırmada, hamile kadınların idrarındaki arsenik oranını inceledi. Günde yarım fincan pişmiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pirinçte arsenik tehlikesi</p>
<p>Amerikalı bilim adamları hamile kadınların idrarındaki arsenik oranını inceledi ve uyardı: Pirinçteki arsenik özellikle anne karnındaki bebek için risk oluşturuyor</p>
<p><span id="more-163"></span><br />
ABD&rsquo;nin Hanover kentindeki Dartmouth tıp fakültesi bilim adamları, Diane Gilbert Diamond başkanlığında yaptığı ve sonuçları Amerikan Bilim Akademisinin dergisi PNAS&rsquo;ta yayımlanan araştırmada, hamile kadınların idrarındaki arsenik oranını inceledi.</p>
<p> Günde yarım fincan pişmiş pirinç tüketen hamilelerin idrarında arsenik oranının belirgin olarak arttığını belirten bilim adamları, arseniğin doğmamış bebeğe ciddi zarar verebilen bir madde olduğuna dikkati çekti.<br />
<!--more--><br />
 229 hamile üzerinde yapılan araştırmada, pirincin içerdiği arsenik miktarına değil, deneklerin idrarındaki arsenik oranına bakıldı. İçme suyunun arsenik zehirlenmelerinin potansiyel kaynağı olarak bilindiğini anımsatan bilimciler, yiyeceklerin de giderek artan oranda arsenik içerdiğini belirtti.</p>
<p> Dünya Sağlık Örgütü&rsquo;nün (DSÖ) arsenik için içme suyunda litrede en fazla 10 mikrogram sınırı koyduğunu kaydeden bilim adamları, ancak ABD veya AB&rsquo;de pirinç için böyle bir sınırın bulunmadığını bildirdi.<br />
<!--more--><br />
ÇÖLYAK HASTALARI TEHDİT ALTINDA</p>
<p> Pirincin farklı oranlarda arsenik içerdiği uzun zamandır biliniyor. Bitki, bu ağır metali topraktan alıyor ve tohumlarında yani pirinç tanelerinde topluyor. Pirinç türleri arasında arsenik oranı olarak farklılıklar bulunuyor. Aynı zamanda pirincin ekildiği bölge arsenik muhteviyatını etkiliyor. Bu nedenle uzmanlar için pirinçle ilgili genel değerlere ulaşmak zor oluyor.<br />
<!--more--><br />
 Çölyak hastalarının pirinç ağırlıklı beslendikleri için özellikle tehdit altında olabileceğini ifade eden bilim adamları, Çin&rsquo;in yaptığı gibi Avrupa ve ABD&rsquo;nin de pirinçteki arsenik miktarına üst sınır getirmesi gerektiğini bildirdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamasutraontheweb.com/pirincteki-arsenik-ozellikle-anne-karnindaki-bebek-icin-risk-olusturuyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

